|
<- ::
Sonraki Sayfa ->
Ali Havvâs'a, “müslümanın karşılaşabileceği tehlikeler
nelerdir?” Diye sorulduğunda şu cevabı vermişti:
“Aklın âfeti, devamlı ve lüzumsuz çekişme ve mücadele
yapmasıdır.
İmanın âfeti, inkardır.
Amelin afeti, tembelliktir.
İlmin âfeti, iddia sahibi
olmaktır.
Sevginin âfeti, şehvet yolunu
tutmasıdır.
Tevazünün afeti, tahkir olunacak derecede, kendini aşağı
tutmaktır; tezellüldür.
Sabrın âfeti, Allah Teâla'dan başkasına şikâyette
bulunmaktır.
Azizliğin ve büyüklüğün âfeti, kibirlenmek,
böbürlenmektir.
Cömertliğin âfeti, israftır.
Arkadaşlığın âfeti, kavgadır.
Anlayışın âfeti, münakaşadır.
Allah Teâla'ya dua etmenin âfeti, baş olmaya, liderliğe
meyilli olmaktır.
Zulmün âfeti, yayılmasıdır.
Adaletin âfeti, intikam duygusuna
bürünmesidir.
Hürriyetin âfeti, sınırları aşmak, halden taşmaktır.”
BU UNUTULUR MU ?
(Ama malesef unuttuk...)
Birinci
Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir
kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan
Seydibeşir Usare Kampı'na
hapsedildi.
Kampın
tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta,
1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı
askerleri tutuluyordu.
12Haziran 1920'ye kadar
iki yıl boyunca
her türlü işkence,
eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.
Bu
insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi...
Kamptaki,
Türkçe bilen Ermeni tercümanların
yalan, yanlış çevirileri
ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz
komutanları, azılı Türk düşmanı
kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler
dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi
yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler
tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.
Çözüm
toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla
dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde
krizol maddesi katılmıştı.
Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle
haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin
havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya
başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı.
Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan
kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler
yanmıştı...
Dışarı
çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve
15 bin askerimiz kör oldu. Bu vahset, 25
Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir
önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak
15 bin
vatan evladının
gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve
askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.
Tabiiki
yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu
gitti.
Ama onlar unutmuyorlar...
Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp,
dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama
kampanyalarına çanak tutması...
ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ
VARSA 3 dakikanızı almaz
bu yazıyı arkadaşlarınıza göndermek.
ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI
DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ
YOK.
hala onsekiz yaşındayım gibi geliyor bana ta ki yerimden kalkıp dolaştığımda anlıyorum ahh bu ömür nerede harcanmış,nasıl kayıp gitmiş yıllar avuçlarımdan,aynaları hiç sorma bakmasam da biliyorum ki saçlarımdaki aklar karalardan çok,ama gönül hissettiği yaştadır derler ne kadarı doğru bilmiyorum ama karıncalaşan insanlara bakıyorum kimse kimseyle ilgilenmiyor bir vaveylada herkes kendi dünyasını ma'mur etmeye uğraşıyor karşısındaki ölmüş ölmemiş umurunda değil,,, Yarabbi nereye kadar,ne zamana dek mühletin,, kapı komşumuzdan haberimiz yok , adını öğrenemeden aramızdan giden komşularımız varken nasıl oluyorda bizler hala daha müslümanız diyebiliyoruz ??? bende bu nasıllar bitmiyor kaç zamandır , niye bizler bu hale geldik.???? Yarabbi bu imtihandan nasıl çıkacağız yüz akı ile ???
yorgunluk düşüncelerimde hakimiyet kurmuş, başım çatlayacak sanki,karıncalar nasıl çalışıyor , karınca olmak için illa herşeyden vaz geçmek mi lazım ?
hem karınca,hem de arı olamaz mı insan, bir yandan kendine çalışırken diğer yandan herkese faydası olan arı gibi olamaz mıyız ? nedir bu nalıncı keseri gibi olmanın verdiği hazlar...
Testere gibi olsak mesela bir sana bir bana,, imtihan yeri burası amenna ama imtihanda insan kopya çekemez mi, kendinden daha iyi olan birinden ???
herkesin canını yakan,müslüman veya hristiyan insanların israil in bombalarıyla can vermeleri bugünlerde taraflı tarafsız bütün bloglarda ve ayrıca insanlığın dilinde... benim dikkatimi çekense isyan edenlerin isyanlarını yanlış tarafa yöneltmeleri,Allah c.c insanlara hiç durmadan savaşın birbirinizin canını alın,her türlü tecavüz size helaldir mi demiş biz isyanımızı O'na yapıyoruz..Allah bu savaşı durdursun,açlığı önlesin,çocukların ölmesi adaletsizlik bu adaletsizliğin önüne geçsin gibi isyanlar....Pekala Allah öyle bir şey demiş mi insanlara,HAYIR...Açın kitapları bakın ne kadar araştırırsanız araştırın yahudi lerin kendi yazdıkları talmut haricinde böyle bir şey bulamazsınız... İsyanımızın bizi tehlikelere götürdüğünü farketmek ne kadar çabuk olursa kurtuluşumuz o kadar yakın olur... Bir hadisi şerifte;"bir hayat kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibidir" derken peygamberimiz sav. nasıl olurda onu ve bizi yaratan ulu Allah merhametsiz,adaletsiz olur,böyle birşeyi düşünmek bile ölmekten daha kötüdür....bağırıyoruz kıyamet alametleri her tarafta zuhur etmiş diye,malumdur ki kıyamet Allah diyen bir tek kul kalmadan kopmayacak,o halde bu Allah diyenler yeryüzünden çekilmeden kıyamet kopmayacağına göre nasıl ölecek bu insanlar,ya savaşlarla ya açlıkla ya da afetlerle..Ama ölen insana acınmaz mı hele masum çocuklar olursa,içimiz yanıyor ama Allah madem ki her şeyi herkesten iyi bilendir o halde O'nun bildiğini kullar bilebilir mi ???hayır....her yaptığında binbir sır gizli olan Yaradan, bizden az mı düşünür sanırız,,, Allah bu günlerde bize sabır ihsan etsin inşallah,en çok sabıra ihtiyacımız olan zamandayız... bir şey daha yazıp bitireyim..Allah c.c. o kadar merhametli ve o kadar adaletlidir ki kendine isyan eden dinsizlere ateistlere her gün rızk vermiyor mu,karınlarını doyurmalarını sağlamıyor mu, bizler birisi bize ters baksa kavga etmeye hazırlanırken bırakın bir yudum su vermeyi düşse tekme atmaz mıyız?????
 İsrail ordusu, bu akşam Gazze'nin kuzeyinde Gazze kentiyle Cebaliye Mülteci Kampı'nın kesiştiği bölgede, El Aksa Şehitleri Tugayı'nın dört militanını taşıyan bir araca füze saldırısı düzenledi.
Militanların son anda arabadan kaçmayı başardıkları saldırıda, yoldan geçen bir ailenin iki küçük çocuğu öldü, 16 yaşında bir çocuk da hastanede yaşamını yitirdi. Saldırıda, El Aksa Şehitleri Tugayı liderlerinden İmad Ebu Hamed'in hedef alındığı öğrenildi.
Üç çocuk hayatını kaybetti Militanlar kaçmayı başarırken, caddede bulunan Ebu Roga ailesinin 4 yaşındaki Muhammed Cemal Ebu Roga ve 5 yaşındaki Nida Cemal Ebu Rogaadlı çocukları, olay yerinde hayatını kaybetti.
Saldırıda Roga ailesinin beş ferdi yaralanırken, 16 yaşındaki Bilal El-Hasa adlı çocuk da kaldırıldığı El Şifa Hastanesi'nde öldü.
Caddelerin kalabalık olduğu sırada düzenlenen saldırıda, Maraka adlı ailenin de 6 ferdi yaralandı.
Filistin'de tepki var: Saldırı, Filistin'de büyük infial yarattı. Filistin radyoları, kahramanlık türküleri yayınlarken, ölenler için camilerde Kur'an okundu. İsrail'in Kanal 2 televizyonu, saldırıyı "Bir başka suikast girişimi ve hedef yine suçsuz siviller" diye verdi.
İsrail'in 9 Haziran'da Gazze kıyılarına yönelik düzenlediği hava saldırısında kumsalda piknik yapan 10 sivil hayatını kaybetmişti.
alıntıdır
bu nasıl insanlık, hani bunlar dünya üzerinde yaptıkları propagandalarla kendilerini mazlum bir millet olarak gösteriyorlar ya asıl katiller zalimler bunlar.bazen düşünüyorum bunların yaptıklarını gördükçe bir hitler daha gelse de dünya bu zalimlerden zalimlerin eliyle kurtulsa.. insan kötüyü ister mi,bunlar istetiyorlar işte napalım,nazi mezalimi bu yahudi mezalimi yanında hiç kalıyormuş bunu bütün dünyanın gözüne sokuyorlar ama anlayacak izan yok, belki de onların gözünde en iyi Müslüman ölü bir Müslüman olduğu içindir ne dersiniz ???
"abi bir tane alayım mı" dedi ufak kız çocuğu, balık tutan balıkçıya kovasını göstererek, vatandaş öfkeyle döndü geriye" hayır, defol ordan" diye bağırdı kız çocuğuna. iki gün önce galata köprüsünden geçerken gördüğüm bir olay bu.. ne kadar acımasızlık,merhametsizlik bu , bir düşünsene be adam kovan ağzına kadar dolu nerden baksan iki kilodan fazla balık var,bir tane balık vermekle bitecekmi ki öyle bağırırsın...düşünsene sen evine götürecek bir şeye sahipsin belki o kız çocuğu evde yiyecek bir şeyi olmayan bir garip.Kendine inanan ve inanmayan herkese rızk veren Rabbim belki sana o kız çocuğu vasıtasıyla sevap işleme imkanı veriyor,belki vereceğin o bir tek balık sayesinde günahlarından arınacaksın bir düşünsen ahh. Ama nerde, artık öyle bir zamana kürek çekiyoruz, ki açlıktan ölen olsa yanı başımızda kafamızı çevirip bakacak kadar zahmete bile girmiyoruz, bırakın elimizi uzatmayı.... Öfke duymayı sevgi duymaktan daha çok sevdiğimiz bu zamandan bizi kurtar Allah'ım.. Nereye gidiyoruz Ya Rabbi, bizlere merhamet ihsan eyle,düşünen kullarından olmamızı nasip et...AMİN
|
| FİLMLER |
YAZMA ESKİ BİR AŞK ÜZERİNE ŞİİRLER
KAYBOLAN SEVGİLER VE ÜMİTLER İÇİN TUTUYORSA BİLE HALA ELİN KALEMİ YAZMA |
|
|